Doping Nedir? Nasıl Yapılır?

İnsanoğlu hırslarının kurbanı olabilmektedir. Kazanma arzusu, en iyi olma düşüncesi ve şöhrete ulaşmak uğruna etik dışı davranışlar sergilemektedir. Egolarına yenik düşen kişiler sağlıklarını da bir kenara bırakma uğruna etik dışı yöntemlere yönelmektedir. Doping bu etik dışı davranışların başında gelmektedir.

Doping nedir? Nasıl Yapılır? Kaslar Enerjisi Nasıl Kullanır? Spor dünyasında son zamanlarda çok konuşulan konuların başında gelen doping hakkında bilmek isteyeceğiniz bir çok sorunun cevabını yazımızda bulabilirsiniz…

Doping Nedir?

Doping, sporcuların müsabaka ve yarışmalarda performans olarak rakiplerine üstünlük sağlamak amacıyla kullandıkları yapay ilaç ve yöntemlerin hepsine verilen genel bir isimdir. Doping ile kişilerin dokularına ulaşan kan hücreleri içinde ki oksijenin taşınma oranlarının artırılması amaçlanmaktadır. Dokuların, yüksek oranda oksijen içeren kan ile beslenmesi sağlanarak gelişimlerinin artırılması amaçlanmaktadır. Kas ve dokuların enerji üretmesi için ihtiyacı olan oksijen kan ile taşınmaktadır. Yapay ilaçlar veya teknikler ile kanın oksijen taşıma kapasitesinin artırılması ile performansın yükseltilmesi sağlanmaktadır.

Birçok spor branşında karşımıza çıkmaya başlayan doping, ilaç endüstrisinin, teknolojinin ve antrenman tekniklerinin gelişmesi ile artmaya başlamıştır. Başlangıcı Yunan uygarlıkları dönemlerine kadar uzanan doping kullanımı günümüzde çeşitlenmiş ve teknolojinin gelişimi ile büyük bir ivme ile artmaya başlamıştır. Birçok sporcunun spor ahlakına uygun etik davranışlar ile müsabaka ve yarışmalara hazırlanmasına rağmen egolarına ve hırslarına yenilen ve ün-şöhret uğruna sağlıklarını bile geride bırakmaya razı olan bazı kişiler doping kullanımına yönelebilmektedir.

Doping Nasıl Yapılır?

Halk arsında konuşulduğu gibi 2 bardak kahve iç ve koş ifadesi kısmen doğru olsa da dopingi anlatmak için çok yeterli bir tanım değildir. Doping sportif performansı artırmak amacıyla dışarıdan alınan yapay ilaç ve yöntemlerin kullanılmasıdır. Her doping maddesi herkes de aynı etkiyi yaratır mı? Gülümseyerek cevap vermek gerekirse bu sorunun cevabı hayırdır. Her doping maddesi farklı kişilerde aynı etkiyi göstermemektedir. Bunun en önemli nedeni, kişilerin kan hücrelerinin oksijen taşıma yeteneklerinin farklı olmasıdır. Ve yine herkesin kas yapısının birbirlerinden farklı olmasıdır. Kanda ki oksijen taşıma kapasitesini artırmak amacıyla şu yöntemler oldukça çok kullanılmaktadır:

Kan Dopingi

Bir çeşit doping olan bu yöntemi en kısaca şu şekilde özetlenebilir: 21 günlük yüksek irtifa ve yaşam sonrasında oksijene doymuş kanın alınarak uygun koşullarda saklanması ve yarışma ve müsabakalardan önce tekrar vücuda verilmesi yönteminin kullanıldığı bir tekniktir. Tehlikelerinin olduğu bilinen bu yöntem ile sporcular müsabaka ve yarışmalarda yüksek performans sergileyebilmektedir.

Kan hücrelerinin oksijen doygunluk oranlarının artırılması amacıyla sporcular belli dönemlerde yüksek irtifa bölgelerine kamplara gitmektedir. Yaşamlarını buralarda geçiren sporcular yine bu bölgelerde antrenmanlarını yapmaktadır. Oksijenin az olduğu bu yükseltilerde gerçekleştirilen 21 günlük yaşam ve antrenman sonunda oksijene doymuş kan belli oranlarda serumlara saklanarak depolanmaktadır. Uygun koşullarda saklanması ve korunması sağlanan kan deniz seviyesinde gerçekleştirilecek bir müsabaka öncesinde tekrar aynı kişiye verilmektedir.

Deniz seviyesinde normal kan ve hemoglabin seviyelerine geri dönmüş sporcu yüksek oksijen ve hemoglobin bulunan kanı vücuduna alması ile vücudunda ki hemoglobin oranları yükselmektedir. Bu şekilde kullanılan bir yöntemin sporculara faydası olduğu kadar zararı da bulunmaktadır. Uygun koşullarda saklanmayan kan vücutta zehirlenmeler hatta kalp krizlerine sebep olabilmektedir.

Ünlü Amerikalı bisikletçi Lance Armstrong’un Fransa Bisiklet Turunu 7 kez kazanmasını sağlayan bu yöntem birçok hekim tarafından riskleri defalarca dile getirilmiştir. Kullanımı yasak olan bu yöntem atletler ve bisikletçiler arasında yıllarca kullanılmış bir doping yöntemidir.

Yapay Oksijen Taşıyıcılar

Kan içinde ki oksijen oranının artırılmasının amaçlandığı bu yöntem ile yapay oksijen taşıyıcılar kullanılmaktadır. Hemoglobinlerin oksijen taşıma yeteneklerinin artırılması amacıyla eritrositlerden arındırılması amaçlanmaktadır. Eritrositlerden arındırılan hemoglobinin aksijen taşıma kapasitesinin artırılması ve dokuları daha çok beslemesi hedeflenmektedir. Bu yöntem ile yeterli oksijen ile beslenen doku ve kaslarda ki ortaya çıkan enerjinin artırılacağı ve bu şekilde sportif performansın artırılması ve müsabaka ve yarışmalara sonrası toparlanma sürelerinin kısalacağı düşünülmektedir.

Yapay oksijen taşıyıcılar kategorisinde ikinci yöntem ise perflorukimyasallar (PFC) dir. Vücutta doğal olarak bulunan hemoglobinin taklit edilmesini sağlayan bu yöntem ile dokulara taşınan oksijen oranının artırılması amaçlanmaktadır. Sadece 4 Oksiken molekülü taşıma kapasitesi olan hemoglobin yerine perflorukimyasallar daha fazla oksijen molekülü taşıyarak doku ve kaslara iletilen oksijen miktarlarını artırmaktadır. Bu yöntem ile sporcular rakiplerine karşı daha başarılı olmaktadır.

Kaslar Enerjiyi Nasıl Kullanır?

Egzersiz anında vücudun temel yakıtı glikojen olarak bilinen şeker formlarında ki karbonhidratlardır. Kaslar vasıtası ile mekanik bir enerji gllikojen, glikoliz adı verilen ve şeker moleküllerinin parçalanıp pürüvik asit ve adenozin tri-fosfat (ATP) formunda enerjinin açığa çıkması ile oluşmaktadır. Yeterli miktarda oksijenin hücrede bulunması durumunda, ortaya çıkan pürüvik asit mitokondriye geçerek daha fazla ATP sentezlenmesini sağlamaktadır. Kas hücresinde ve dokularda yeterli miktarda oksijen bulunmaması durumunda ise pürivik asit laktik aside dönüşerek kasların yorgunluğu artırmaktadır. Kan içinde biriken laktik asit kana karışarak kas kasılmalarına neden olmaktadır. Kas kasılmalarına neden olan bu olay kas yorulmalarının ve laktik asitin bir nedenidir.

Kan, plazma, trombosit, beyaz ve kırmızı kan hücrelerinden meydana gelmektedir. Kırmızı kan hücreleri (eritrositler) kan içinde ki oksijenin zenginleşmesini sağlayan ve dokulara oksijeni taşıyan ve karbondioksiti uzaklaştıran bir yapıya sahiptir. Hemoglobin adı verilen kırmızı proteinlerden adını alan eritrositler oksijen taşıma özelikleri bulunmaktadır. Oksijen ile zengin kanın dokulara ulaşması ile birlikte egzersiz sırasında dokularda ki pürüvik asidin laktik aside dönüşümü engellenir ve sportif performans yükselir sporcuların yorgunluğa olan eşik değerleri yükselmiş olur. Bu şekilde daha az yorulan sporcular daha yüksek performanslar sergileyebilmektedir. Yine aynı şekilde eritrositlerin oksijen taşıma kapasitelerinin artması ile birlikte müsabaka ve yoğun antrenmanlar sonrasında toparlanma süreleri kısalacaktır.

Bir cevap yazın