Türk Spor Teşkilatlanması

ANAYASA’DA SPOR

Türk Spor Teşkilatlanması

Resmi gazete ile neşir ve ilam: 16.07.1938

Kabul tarihi:29.09.1938

Umumi hükümler

Madde 1

Yurttaşı fizik ve moral kabiliyetlerinin ulusal ve inkılabı amaçlara göre gelişimini bağlayan oyun, jimnastik ve spor faaliyetlerini sevk ve idare etmek maksat ile başvekalete bağlı ve hükmi şahsiyeti haiz bir beden terbiyesi genel direktörlüğü kurulmuştur.

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmak için sadece cephelerde savaşmadı. Toplumun sosyal açıdan kalkınması için hayata geçirdiği spor alanındaki önemli projeleriyle Türk sporuna ve Türk halkına şüphesiz en büyük katkıyı sağladı.

Köy Kanunu

Türk Spor Teşkilatlanması

1915’ de Osmanlı Genç Cemiyetleri Başmüfettişi görevine getirilen Mustafa Kemal,  bu görevdeki ilk yetkisini köylerdeki gençler için kullandı. Köydeki gençlerinde spor yapabilmesi için ilk çalışmaları yaptı ancak hayata geçirilemedi. Bu ve benzeri projelerini 1923 yılında çıkardığı Köy Kanunu ile hayata geçirdi. Köylere tesis yapmaya ülkenin maddi gücü yetmese de güreşlerin yapılmasını zorunlu kıldı.

1924’ de Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Spor Kongresi’ni topladı.

1924 yılından 1938 yılına kadar devam edecek olan bu kongrede Türk sporunun gelişimini konusunda projeler hazırlanmıştır.

ANAYASA’DA SPOR

Türk Spor Teşkilatlanması

1921-1924 ve 1961 Anayasalarında Spor Kavramına yer verilmediğini görüyoruz.

1982 Anayasasının 58 ve 59. maddelerinde Gençliğin zararlı alışkanlıklardan korunması ve vatandaşların spor yapabilmesinin Devletin güvencesi altında ve görevlerinin arasında olduğu anlayışı benimsenmiştir.

Yürürlükteki 1982 Anayasasında, spor hizmetlerinin sağlık hizmetlerinin bir parçası olarak yayılması gibi sebeple de sporun geliştirilmesi görevinin devletçe ele alınması gerekçe gösterilerek, “Devlet her yaştaki Türk vatandaşlarının beden ve ruh sağlığını geliştirecek tedbirleri alır. Sporun kitlelere yayılmasını teşvik eder ve başarılı sporcuları korur” (m. 59) hükmü yer almaktadır

1903 Yılı Öncesi Dönem

Türk Spor Teşkilatlanması

Osmanlılar döneminde sporun kitlelere ulaşmasını sağlayan bugünkü kulüp fonksiyonunu yerine getiren tekkeler bulunmaktaydı. Bu tekkeler daha çok güreş ve okçuluk alanlarında hizmet vermekteydiler. Tanzimattan sonra diğer tekkeler de olduğu gibi spor tekkeleri de fonksiyonlarını yitirmeye başladılar (Fişek 1985, s.37). Daha sonra güreşe ve okçuluğa verilen önem futbola kaymaya başladı. 1885’den sonra önce İzmir, sonra da İstanbul’da İngilizler tarafından futbol oynanmaya başlanmıştır (Yıldız, s.285). Takip eden yıllarda ise futbola ilgi duyan, özellikle yabancı uyruklulardan oluşan bazı grupların kulüpler şeklinde teşkilatlandıkları görülmektedir. Bu kulüpler Black Stockings (1889), Bornova (1894), Moda (1896), Beşiktaş (1903), Elips ve Imogene (1904), Galatasaray (1905) ve Fenerbahçe (1907) şeklinde sıralanabilir (Tayga 1990, s. 124, 125). 1903 yılı öncesinde kurulmuş olan kulüpler arasında maçlar yapılırdı. Ancak takım sayısı az olduğu için maçlar hep aynı bir-iki takım arasında gerçekleştirilmekteydi. Maçlara seyirci ilgisi çok sınırlıydı. İngiltere’de geliştirilen teknik kuralları bilenlerin sayısı fazla olmadığından hakem sıkıntısı çekiliyordu. Bütün bu olumsuzlukları ortadan kaldırmak için İstanbul Futbol Birliği kuruldu.

1903 -1922 Yılları Arasındaki Dönem

Türk Spor Teşkilatlanması

1903 ile 1922 yılları arasında birbirlerine benzer özellikler taşıyan fakat farklı isimlerde birçok teşkilat kuruldu. Bu teşkilatların tamamı futbol kulüplerinin oluşturduğu örgütlerdir.

1903 yılında kurulan İstanbul Futbol Birliği yukarıda da belirtildiği gibi 1903 yılı öncesi olumsuzlukları ortadan kaldırmak üzere kurulmuştur.

İstanbul Futbol Birliği bu görevlerini yerine getirirken bazı sorunlar çıkıyordu.

Bu sorunların başında, özellikle Türk uyruklular tarafından kurulan kulüpler lige alınmazken, yabancı uyrukluların kurduğu kulüplerin lige kabul edilmesi gelmektedir.

1903 -1922 Yılları Arasındaki Dönem

En önemli sorun ise “özyönetime” dayalı bir yönetim anlayışından kaynaklanıyordu (Fişek, 1985, s.73). Kulüp temsilcilerinin katılımıyla alınan kararlarda o an güçlü durumda bulunan kişi ve kulüplerin istekleri ağır basıyordu. Zaten, İstanbul Futbol Birliğinin sonunu getiren de böyle bir olay olmuştur. 1910-1911 sezonu lig maçları başlarken yönetimde ağırlığı Fenerbahçe almış ve lig statüsünde değişiklik yapmıştır. Galatasaray bu değişikliğe karşı çıkmış, 1910-1911 sezonu lig maçlarına katılmama kararı almıştır (Ertuğ 1977, s. 19-25).

Kısaca yukarıda belirtilen sorunlu yapı İstanbul Futbol Birliğinin sonunu getirmiştir.

Aynı yıl İstanbul Futbol Birliğinin yerine İstanbul Futbol Kulüpleri Ligi kurulmuştur.

1903 -1922 Yılları Arasındaki Dönem

1913 yılında İstanbul Futbol Kulüpleri Ligi’ne katılma başvuruları reddedilen ve çoğunluğu okul kulüplerinden oluşan bazı kulüpler “Cuma Ligi “ni kurdular (Fişek, 1985, s.75). Böylece 1913 yılında İstanbul Futbol Kulüpleri Ligi ve Cuma Ligi olmak üzere iki ayrı futbol birliği ortaya çıkmış oldu. Cuma Ligi varlığını 1913-1914 futbol sezonunda sürdürdü.

Ancak, 1914 yılında kurulan İstanbul Şampiyonluğu ligi maçlarını cuma günü yaptığı için halk arasında Cuma Ligi olarak anıldı. İstanbul Futbol Kulüpleri Ligi ise 1914 yılında meydana gelen sorunlar nedeniyle sona ermiş ve yerine “Pazar Ligi statüsünde yeni bir birlik kurulmuştur.

1903 -1922 Yılları Arasındaki Dönem

1914-1915 futbol sezonunda Pazar Ligi’nde Galatasaray; maçlarını Cuma günü yaptığı için Cuma Ligi diye anılan İstanbul Şampiyonluğu Ligi’nde ise Fenerbahçe şampiyon olmuştur. Bu durumda İstanbul’u temsil edecek takımın tespiti için iki takım final oynamışlardır. Fenerbahçe’ nin galibiyetiyle sonuçlanan bu finalden hemen sonra her iki ligin bazı takımları yeni bir birlik oluşturmuşlardır.

Bu birlik maçlarını Pazardan Cumaya aldıkları için “Cuma Birliği” olarak adlandırılmıştır. Cuma Birliği, İstanbul Futboluna egemen olmuştur. 1918 yılına kadar lig maçları düzenli bir şekilde sürmüştür. 1918-1919 futbol sezonu maçları yapılamamış ve 1919 yılında Beşiktaş öncülüğünde Türk İdman Birliği kurulmuştur. 1920’de etnik kökenli kulüpler tekrar Pazar Ligi kurdular. Yabancı uyruklularla Türkler arasında adeta yarışırcasına kurulan birliklerden oluşan bu karmaşık yapı 1922 tarihinde Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı’nın kurulması ile son bulmuştur. Osmanlı İmparatorluğu’ndan Cumhuriyet Türkiye’sine kalan spor mirası; yerel düzeyde tekke ve vakıflarca düzenlenen güreş karılaşmaları; “Cuma L i g i ” , “Pazar L i g i ” türünden ikilik ve bölünmelerden bir türlü kurtulamamış bir futbol örgütlenmesidir. (Fişek, 1981, s. 104)

Kulüplere Dayalı Merkezi Teşkilatlanmalar

Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı Dönemi (1922 -1936)

Türk Spor Teşkilatlanması

Kuruluş süreci 22 Mayıs 1921’ de başlayan Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı (T.İ.C.İ) 22 Mayıs 1922’de Cemiyetler Kanunu’na göre tescil işlemleri tamamlanarak kurulmuştur. Türkiye’nin ilk biçimsel spor yönetiminin uygulandığı bir teşkilattır (Fişek 1985, s. 349).

Türkiye İdman Cemiyetleri ittifakı 1924 yılında kamu yararı gözeten dernek olarak kabul edilmiştir. Bu Teşkilat Türkiye’yi dışarda temsil etmeye yetkili kılınmıştır. Ayrıca 1923’de Türkiye Futbol Federasyon’un kurulması suretiyle, T.Î.C.İ’ nin federasyon kurma görevi fiili olarak başlamıştır (Fişek, 1980, s. 355).

Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı Dönemi (1922 -1936)

Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı önce İstanbul, ardından Anadolu kulüplerinin bir araya gelmesiyle oluşturulan merkezi bir teşkilattı (Üçışık, Mart 1990, s. 187).

Kulüpler ise devlete ve hükümetlere karşı özerkliği bulunan derneklerdi (Fişek, 1980, s. 350-351).

Bu durum modern spor yönetimi anlayışı yansıtıyordu. Çünkü, Burhan Felek’ in ifadesiyle “spor şahsın ve özel teşebbüsün malı fakat hükümetin ve milletin himayesi altında kalmalıdır” (Felek, 1934, s.3). Olimpik anlayış da bunu gerektirir. Nitekim sporun ve spor teşkilatlarının her türlü ekonomik, siyasi, etnik ve benzeri baskılardan bağımsız olmaları, bulundukları ülkenin yönetimine karşı özerk ve kulüplere dayanan bir yönetim yapısına sahip olmaları gerekmektedir.

Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı Dönemi (1922 -1936)

Türk Spor Teşkilatlanması

DPT tarafından 1977’de toplanan Beden Eğitimi ve Spor Özel İhtisas Komisyonu ön raporunda da yukarıda ifade edilen görüş savunulmaktadır. Görüldüğü gibi 1977 yılında önerilen modelle 1922 yılında biçimlenen yapı arasında herhangi bir fark yoktur.

Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı genel kongre, genel merkez ve federasyonlardan oluşan merkez; mıntıka kongresi, mıntıka merkez heyeti ve mıntıka idman heyetinden oluşan taşra teşkilatıyla ülke düzeyinde merkeziyetçi bir teşkilat örneğidir (Doğar, 1994, s. 29-35).

Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı Dönemi (1922 -1936)

Türk Spor Teşkilatlanması

Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı’nın ülke düzeyinde bir teşkilat olması, 1922 yılı öncesindeki yalnız tek sporlu teşkilatların aksine, çok sporlu olması ve Türkiye’de ilk biçimsel spor yönetimini uygulaması sebebiyle modern anlamda spor teşkilatlanması olarak değerlendirilebilir. Çünkü, 1924 Paris Olimpiyat oyunlarına katılabilmesi için atletizm, güreş, bisiklet, eskrim, halter dallarında spor federasyonları kurularak uluslararası federasyonlara üye olmuşlardır (Kahraman 1995, s. 710-714).

Ayrıca olimpiyatlardan sonra boks, kürek, yüzme ve yelken, binicilik, atıcılık, basketbol, voleybol, kayak federasyonları da TİCİ döneminde teşkilatlanmıştır (Fişek 1985, s. 108).

Kısacası T.İ.C.İ’ nin özellikleri

1)Türkiye genelinde örgütlenmiş bir teşkilattır

2)Birden fazla spor branşını organize eden bir teşkilat

3)Türkiye’de ilk kez biçimsel spor yönetimi yapan teşkilattır

4)Yönetim özerktir.

Türk Spor Kurumu Dönemi (TSK) (1936 -1938)

Türk Spor Teşkilatlanması

Daha önce de ifade edildiği gibi TİCİ Türkiye’de sporun gelişmesine katkıda bulunmuş, fakat yapısı itibariyle otorite haline gelememiştir. Bu sebeple Türk Spor Kurumu (TSK) spor yönetimini kısmen merkezileştirmiştir.

TSK kuruluş safhasında kendine özgü ve seçimle işbaşına gelen organları ve gelirlerini harcama yetkisine sahipliği itibariyle özerk bir teşkilattı. Bu yapılanma anlayışı TİCİ’ den çok farklı değildi. Ancak TSK’nın genel kurulunda hükümetin ve askeri üyelerin yer alması ve devrin tek ve yönetici partisi CHP’nin Genel Başkanlık Kurulunun ve parti genel sekreterliğinin TSK’nin bütçe ve çalınma programlarını onaylaması onu yarı-resmi bir yapıya dönüştürmüştü. Ayrıca önemli görülen meselelerde partiden talimat alınırdı. Kısaca bu dönemde spor teşkilatı “parti-devlet” idaresinden başka bir şey değildi (Keten, 1974, s. 34).

Devlete Dayalı Spor Teşkilatlanması ve Değerlendirilmesi 3530 Sayılı Kanun Dönemi (1938-1986)

Türk Spor Teşkilatlanması

Daha önce belirtildiği gibi TİCİ ve TSK Türk sporuna hizmet etmiştir. Ancak bu dönemlerde bahsi geçen gelişmelerden ötürü sporun devlet eliyle yürütülmesi gerektiği düşüncesi hakim olmuştur. Böylece gönüllü kuruluşlar tarafından özerk bir yapı olarak kurulan, herkesin benimsediği bir otorite haline gelemeyen TİCİ’nin; Türkiye’nin savaşa girme riskinin bulunduğu, savaşacak gençlik yetiştirmeye ‘ ihtiyaç duyduğu yıllarda sporda otorite ve disiplin kurma hususuna sınırlı bir merkezcilikle cevap veren TSK’nın yerine tam bir devlet otoritesi olan Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü 3530 Sayılı Kanun 29 Haziran 1938 tarihinde yürürlüğe girmiştir (Fişek, 1980, s. 388).

Kanunun gerekçesinde ise daha önceki tecrübeler ve çeşitli Avrupa ülkelerindeki gelişmelerin, sporun milli eğitim ve sağlık gibi kamu hizmeti olarak devletçe düzenlenip, yürütülmesi gereğinin ortaya çıkışı öne sürülmüştür (Üçışık, Mart 1990, s. 187).

3530 Sayılı Kanun Dönemi (1938-1986)

Türk Spor Teşkilatlanması

Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü, kurulduğu yıl olan 1938’den itibaren farklı üst kuruluşlara bağlanarak günümüze kadar varlığını sürdürmüştür. İlk kurulduğu yıl olan 1938’de Başbakanlığa, 1942’de Milli Eğitim Bakanlığı’na, 1960’da tekrar Başbakanlığa, 1970’de yeni kurulan Gençlik ve Spor Bakanlığı’na, 1983’de Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığı’na ve 1990’da yeniden Başbakanlığa bağlanmıştır.

1967 – 1968 sezonunda futbolda Türkiye 3. ligi kurulmuştur. Buna bağlı olarak da spor yapısı iyiden iyiye karışmıştır. Bu karışıklık spor alanında icracı bir bakanlığın kurulması gereğini düşündürmüş ve 1969 yılında Gençlik ve Spor Bakanlığı kurulmuştur. Spor yanında gençlik hizmetlerine de önem verecek “Gençlik Sorunları, Gençlik Hizmetleri, Okuliçi Beden Eğitimi ve Spor adında üç genel müdürlük kurulmuştur. Ancak görevleri itibariyle bunlar daire başkanlığı seviyesinde kalmışlardır. 1970 yılında B T G M bu Bakanlığa bağlanmıştır (Sümer 1989, 226).

3530 Sayılı Kanun Dönemi (1938-1986)

Türk Spor Teşkilatlanması

Yürürlükteki 1982 Anayasasında, spor hizmetlerinin sağlık hizmetlerinin bir parçası olarak yayılması gibi sebeple de sporun geliştirilmesi görevinin devletçe ele alınması gerekçe gösterilerek, “Devlet her yaştaki Türk vatandaşlarının beden ve ruh sağlığını geliştirecek tedbirleri alır. Sporun kitlelere yayılmasını teşvik eder ve başarılı sporcuları korur” (m. 59) hükmü yer almaktadır (Üçışık, Mayıs 1990, s. 219).

Şüphesiz böyle maddelerin Anayasa’da yer alması sosyal devlet anlayışına uygundur. Ancak bu husus devlet organlarınca özel sektörün ve gönüllü kuruluşların çabalarını törpüleyici değil, teşvik edici bir yapılanmayı ve idareyi gerektirmektedir.

3289 Sayılı Kanun Dönemi (1986 -…)

Türk Spor Teşkilatlanması

3530 sayılı Kanun yerine değişen ve gelişen şartlara uyum sağlamak üzere Beden Terbiyesi ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında 21.5.1986 tarih ve 3289 sayılı Kanunla daha ayrıntılı düzenlemeler yapılmıştır.

Bu Kanun döneminde Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı olarak hizmet veren örgüt, Bakanlığın bünyesindeki Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nü 2.3.1989 tarihinde yayınlanan 356 Sayılı KHK’ yle spor teşkilatına bağlayarak iki genel müdürlüğü, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü adıyla tek isim altında birleştirmiş, teşkilatın önceki ana hizmet birimleri arasına Gençlik Hizmetleri Daire Başkanlığı eklenmiştir. Başbakanlığa bağlı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü bir Devlet Bakanlığının denetim ve gözetiminde spor faaliyet ve hizmetlerini yürütmeye başlamıştır.

Bundan bir yıl öncesinde 27.5.1988 tarih ve 3461 sayılı Kanun’la Futbol Federasyonu BTGSM’ den ayrılarak tüzel kişilik kazanmış, Federasyonun Amatör Futbol Şubesi Genel Müdürlük bünyesinde bırakılmıştır.

Kanunun gerekçesi olarak milletlerarası münasebetlerde profesyonel futbolun yeri ve önemi belirtilmiş, amatör futbol şartlarına göre düzenlenmiş bir teşkilat kaidelerine göre yönetilmedeki aksamalar sebebiyle profesyonel futbolun profesyonelce yönetilmesinin gerekliliği öne sürülmüştür.

Daha sonra Amatör Futbol faaliyetleri de TFF’ daki ayrı bir kurula bırakılmıştır (3289/ m. 18) ve futbol iki başlılıktan kurtulmuştur. Böylece, Başbakanlığa bağlı TFF hizmet ve faaliyetlerini GSGM’ den bağımsız ancak, onunla koordineli ayrı bir birim olarak sürdürmeye başlamış, TFF özel hukuk hükümlerine tabi tüzel kişiliğe sahip olarak tam bir ekonomik özerkliğe kavuşmuştur (Güney, 1991, s. 41)

3289 sayılı yasa yürürlükte kaldığı sürede muhtelif defalar önemli değişikliklere uğramış olup, kanaatimce  sponsorluk kurumunu düzenleyen 2011 tarihli değişiklik ve 3289 sayılı kanuna 2011 yılında yapılan ek 9. madde ilavesi ile Bağımsız Spor Federasyonlarının kurulması en önemli yapısal değişikliktir.

638 Sayılı Gençlik ve Spor Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname

Yayımlanlığı Tarih: 8/6/2011

GSGM’den GSB’a geçiş

Anayasa'da Spor
Anayasada Spor

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

GSB’nın kuruluş, görev yetki ve sorumluluklarını düzenlemek amacıyla 638 sayılı KHK yürürlüğü girdi.

06 Haziran 2011 tarihinde 638 sayılı KHK ile Gençlik ve Spor Bakanlığı oluşturulmuş ve genel müdürlük Spor Genel Müdürlüğü ve Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü olmak üzere ayrılmıştır.

703 sayılı KHK

Türk Spor Teşkilatlanması

Anayasada yapılan değişikliklere uyum sağlanması amacıyla bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması; 10/5/2018 tarihli ve 7142 sayılı Kanunun verdiği yetkiye dayanılarak, Bakanlar Kurulu’nca 2/7/2018 tarihinde kararlaştırılmıştır.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemine geçişe hazırlık amacıyla 703 sayılı KHK’ nin 184. maddesinde GSB’ nın teşkilat yapısı düzenlenmiştir.

MADDE 12- 21/5/1986 tarihli ve 3289 sayılı Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun;

  1. a) Adı “Gençlik ve Spor Hizmetleri Kanunu” olarak değiştirilmiştir.

1 Nolu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi

1 Nolu Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin 184. maddesi ile de Gençlik ve Spor Bakanlığının görev ve yetkileri yeniden tanımlanarak Bakanlık şeması belirlenmiştir.

  • Gençlik Hizmetleri Genel  Müdürlüğü
  • Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü
  • Spor Hizmetleri Genel Müdürlüğü
  • Eğitim Araştırma ve Koordinasyon Genel Müdürlüğü
  • Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğü
  • Uluslararası Organizasyonlar ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü
  • Rehberlik ve Denetim Başkanlığı
  • Strateji Geliştirme Başkanlığı
  • Sosyal İlişkiler ve İletişim Dairesi Başkanlığı
  • Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığı
  • Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı
  • Hukuk Müşavirliği
  • Basın ve Halkla İlişkiler Dairesi Başkanlığı
  • Özel Kalem Müdürlüğü

638 GSB’ nın yeniden yapılandırılması ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçiş sürecinin sağlanması amacıyla yürürlükten kaldırıldı.

703 sayılı KHK ile GSB’ nın yeniden yapılandırıldı.

Fisun YANARDAĞ

Doktora Öğrencisi

Anayasada Spor power point sunumuna ulaşmak için linke tıklayınız.

 

Bir cevap yazın